top of page

®
CiCERONE TRAVEL


Chakapuli
Can erikler tam bitmeden size bir Gürcü yemeği: Bir kilo kuzu kuşbaşı et küçük bir soğanı da rendeleyip veya rondolayıp kendi suyuyla kavuruluyor. Üzerine yarım litre kadar veya daha fazla (sonuç çorba gibi olacak) kemik suyu ekleniyor. Can eriklerin çekirdeklerini çıkardıktan sonra yemeğe ekleniyor ve birlikte pişiyorlar. En sonunda da bir takım yeşillikler, mesela taze soğanın yeşil kısımları, tarhun otu ekleniyor. Tuz ve karabiberle baharatlanıyor. Afiyet olsun! Bunu G

Halûk Uluhan
27 Haz1 dakikada okunur


Soğmatar
İnsanlık tarihine bakışımızı değiştiren esrarengiz Göbeklitepe’nin keşfiyle birlikte gözler Urfa ve civarına çevrildi. Böylesine eski bir kutsal mekân acaba sonrakilerin habercisi miydi? Kutsal kitaplarda adı geçen “Cennet Bahçesi” yoksa buralarda bir yerde miydi? “Peygamberler Şehri” de denen Urfa’da Hz. İbrahim’e dair anlatılan efsaneler, ateşin suya, kor halindeki odunların ise sazan balıklarına dönüşmesi efsanesi nasıl olmuş da tam da bu civarda insanların aklına gelmişti

Halûk Uluhan
8 Haz 20192 dakikada okunur


Pontus Senin Babandır!
Pontos Yunancada “deniz” anlamına geliyor; Latincesi Pontus. Genellikle “Karadeniz” için kullanılıyor. Anadolu’nun Karadeniz’e kıyısı olan bölgenin de adı olmuş. Özellikle doğusunun. Güneyinde “Pontus Alpleri” de denen zorlu dağların varlığı bölgeyi askerî açıdan “fethedilemez” kılmış. Belki de bu yüzden Karadeniz insanı nev’i şahsına münhasır ve hatta inatçı olmuş. Büyük İskender sonrası Helenistik Krallıklar yavaş yavaş oluşmaya başlar. Babasının öldürüldüğü Bergama’dan

Halûk Uluhan
7 Haz 20192 dakikada okunur


İki Arada Bir Derede Krallık
Büyük İskender’in bir rüyası vardı: Doğu ve Batı kültürlerinin sentezi. İmparatorluğunu Makedonya’dan İndus Nehri’ne kadar genişletti. Tam da birleştirmek istediği kültürlerin coğrafyasında siyasi hükümdar oydu artık. Ama ömrü yetmedi. Toprakları bölüşüldü ve Helenistik Krallıklar ortaya çıktı. Doğuda bile Helen kültürü egemen oluyordu artık. Bunların arasından Fırat kıyısında küçük bir krallık çıkıp tarih sahnesinde yaklaşık 200 yıl bugün Adıyaman, Gaziantep ve Kahramanma

Halûk Uluhan
5 Haz 20191 dakikada okunur


Affedersiniz - Ermeni Patrik öldü
Türkiye Ermenileri Patriği II. Mesrob Mutafyan vefat etti.

Halûk Uluhan
18 Mar 20193 dakikada okunur


Doktor civanım!
Canlılar var olduğundan beri hastalıklar da var, yaralanmalar da. Doğumlar da var, ölümler de… Bazı türlerin günümüze kadar gelemediğini biliyoruz. İnsan denen türün de ömrünün tıp, bilgi, beslenme, iyileşen hayat şartları sayesinde uzadığını… Çok değil, bundan az bir yüz sene öncesine kadar insanların basit bir yaralanmadan enfeksiyon kapıp yaşamlarını yitirdiğini, ortalama bir insan ömrünün belki de kırk yıl olduğunu, ağızlarda ortalama on çürük diş olduğunu, basit bir kır

Halûk Uluhan
14 Mar 20193 dakikada okunur


Anna
Beyoğlu Çukurcuma'da “Küçük İtalya” da diyebileceğimiz “Tomtom Sokak” çıkmaz gibi görünür, ama çıkar. Tam karşınızda bugün Frankofon çocuklar için okul olarak kullanılan eski Fransız mahkemesi binası vardır ki, bu da ayrı bir makale konusudur. Üzeri Fransız deniz ticareti hukukunun sembolleri ile süslü o sarı binanın yanından dik ve pek de emniyetli olmayan merdivenler çıkar. Yorulmaya değer bu yol. İki yanınızda köhne duvarlar eşlik eder size yol boyu. Biraz ileride ise bi

Halûk Uluhan
27 Şub 20193 dakikada okunur


Beyoğlu'nda Bir Çapkın
Beyoğlu Çukurcuma'da insana "Küçük İtalya" hissi veren bir sokak var. İtalyan Lisesi, İtalyan Konsolosluğu, şimdiki Tomtom Suites Oteli, tam karşınızdaki Fransız Mahkemesi'ni barındıran, daha çok bir meydanı andıran bir çıkmaz sokak. Araçlar için çıkmaz. Mahkeme binası ile İtalyan rezidansının arasında dar ve dik bir merdiven vardır. O merdivenleri ve bağlandıkları yokuşu tırmanırsanız ayrı bir dünyada bulursunuz kendinizi. Piyano virtüözü Anna Grosser-Rilke’nin soldaki cumba

Halûk Uluhan
10 Şub 20193 dakikada okunur


Türkiye'de İlk Belediye
Kırım Savaşı sırasında (1853-1856) İngiltere ve Fransa “Boğazdaki Hasta Adam”ın, yâni yıkılmakta olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yanında yer alırlar. Yeter ki Rusya, Akdeniz’e inemesin. Şehirde İngiliz ve Fransız askerleri cirit atmaktadır ve genellikle Cenovalılardan kalma Galata semtini tercih etmişlerdir. Haliç’in güneyi çok sofudur. Kendilerini Galata’da rahat hissetmektedirler; kiliseler, hanlar, meyhaneler vardır burada. Ama alıştıkları altyapı yoktur. İşte bu sırada, 18

Halûk Uluhan
23 Oca 20192 dakikada okunur


Blak Bey - İlk Belediye Başkanlarımızdan
Yerel seçimler yaklaşırken bir düşüncedir aldı beni. Son olarak ne zaman İstanbul'un İstanbullu bir Belediye Başkanı olmuştu acaba? Dosyalarımı karıştırırken "İlk Belediye" de denen Beyoğlu Şehremaneti'nin iki kez başkanlığını yapan bir Levantene rastladım. İşte karşınızda bir Levanten kariyeri: Edouard Blacque Bey (Blak Bey) Black sülalesi aslen İskoç ve katolik bir aile. Katolik Stuart hanedanı 18. yüzyıl İskoçya’sında protestanlara yenilince Black’ler önce Fransa’ya göçe

Halûk Uluhan
20 Oca 20192 dakikada okunur


Ukrayna Ortodoksları
Dünyanın nurtopu gibi bir otosefal Ortodoks kilisesi daha oldu bugün itibariyle. Ukrayna Ortodoksları, Rus Ortodoks Kilisesi hegemonyasından ayrılıp kendi başına (otosefal) bir kilise olarak kurumlaşma yolunu seçtiler. Bunun için gerekli olan ise, Fener Ekümenik Patrikhanesi tarafından resmen tanınmaktı. İşte bugün bu gerçekleşti ve imza altına alındı. 2 Aralık 2018 günü Cicerone'nin "Haliç'ten Tekneyle Şıngır Mıngır Fener ve Balat" gezisini yine küçük bir grupla yaparken Ay

Halûk Uluhan
5 Oca 20193 dakikada okunur


Boğaz'da Bir Silah Tüccarı
Boğaziçi’nin her iki yakasında da inci taneleri gibi dizilmiş yalılar her zaman göz kamaştırmıştır. Bu yazlık köşkler ve saray yavruları Boğaz kıyıları henüz sayfiye yerleriyken kalburüstü insanların satın alabildiği, ya da onlara padişah tarafından "ihsân-ı şâhâne" eylenen araziler üzerine yapılan yalıların önünden henüz karayolu geçmez iken, yalılara sandallarla ulaşılır iken oluşmuştur. 1800’lerin ortalarında tarihî yarımada yeni yerleşimlere artık uygun değildir, kalabal

Halûk Uluhan
27 Haz 20183 dakikada okunur


Da Vinci İstanbul'da
Tanrı Zeus sayısız çapkınlık maceralarından birinde İo adında güzel bir kızı kovalamaktadır. Zeus-İo ilişkisinden bir kız çocuğu dünyaya gelir. Çocuk boynuz şeklindeki bir su yolunun kenarında doğar. Adı Keroessa olur. Keras “boynuz” demektir. İo’nun kızı Keroessa’nın Tanrı Poseidon’la yaşadığı aşkın meyvesi de Bizas adında bir erkek çocuktur. Bizas, Bizantion kentinin kurucusudur. Yunanistan’ın Megara bölgesinden kral Nisos’un oğlu Bizas veya Bizantas, İstanbul’un kurucusu

Halûk Uluhan
19 Haz 20184 dakikada okunur


Kardeş Sevgisi
Büyük İskender öldükten sonra (M.Ö. 323) koskoca imparatorluk silah arkadaşı generaller arasında bölüşülür ve tarihte “Helenistik Krallıklar” dönemi başlar. Makedonya’dan Indus Nehri’ne kadar uzanan coğrafyanın kadim kültürleri İskender’in hayalinde olduğu gibi Helen kültürüyle buluşur. Bu bölgesel krallıklardan biri de Bergama’dan yönetilmektedir. Bergama krallarından II. Attalos, ağabeyi II. Eumenes’in yerine geçer ve onun dul eşiyle, yâni yengesiyle evlenir. Ağabeyinin y

Halûk Uluhan
31 May 20184 dakikada okunur


Boğaz'ın Doktorunu Vurdular
"Karadeniz eşrafından İsmail Efendi hacı olup Mekke’den döndüğü yıl 1816’da oğlu Mehmet Salih doğdu. Mehmet Salih, bebeklikten çocukluğa, çocukluktan ergenliğe geçerken Osmanlı İmparatorluğu, Sultan II. Mahmut’un yönetiminde her alanda uygar bir ülke olma yolunda ilerliyordu. Yapılan yeniliklerden biri de, 14 Mart 1827'de, İstanbul'da, Batılı anlamda ilk tıp okulu olan Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne'nin kurulmasıydı. Fransızca eğitim verecek olan “Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şâh

Halûk Uluhan
10 Nis 20183 dakikada okunur


Yerli ve Millî Mimarlık
Günümüzde ağızlara sakız olan “yerli ve millî” sıfatlarının Türkiye mimarlık tarihinde ne gibi bir yeri olduğu konusu enteresan. Türklerin, çok katlı taş bina yapmak konusunda usta oldukları söylenemez. Gerek çelik dübellerle “arme” edilmiş kesme taş elemanlarının teknolojisini bilmemekten, gerekse de göçebe hayatı yüzünden kalıcı taş yapılara pek rastlanmaz Türklerde. Elbette İslâm dininin bu dünyayı “fânî” görmesi de durumda etken. Kiliselerden esinlenerek yapılan görkeml

Halûk Uluhan
4 Nis 20183 dakikada okunur


Ağız Tadıyla Kars
Nerdeyse tefrika hâlini alacak Kars ve Kafkas Mutfağı yazılarıma devam ediyorum; çünkü unuttukları veya genç nesillerin hiç bilmediği Kafkas yemeklerinden söz ediyorum. Yazdıklarımı Kars’taki Karslılar da okusa keşke. Kars’ta her “yöresel” lokantada aynı yemekler mi olur! Çeşit konusunda hiç mi kafa yormaz insan! Ama öyle maalesef. Rus Salatası: Kimilerinize başlık tanıdık gelmedi mi? Olabilir; çünkü özellikle yeni nesle enjekte edilen yanlış bilgilerden birisi de bu. Bir

Halûk Uluhan
23 Mar 20184 dakikada okunur


Tadı Damağımızda Kars
Kars’a, en doğudaki ilimize, kışın ortasında gitmek çok moda şu sıralar. Birkaç sene daha sürer bu furya herhalde. Peki gidenler neler gördü, neler yaşadı? Akıllarda ne kaldı? Sadece Rus döneminde inşa edilmiş binalar, donmuş Çıldır Gölü, Ani Harabeleri yok ki orada! Daha derin bir yer Kars. Kendine özgü folkloru, el sanatları, mutfak kültürü var. Anadolu’nun her yöresinde olduğu gibi burası da özel lezzetlere sahip. “Devlet sınırlarının aksine, kültürel sınırlar geçişkendir

Halûk Uluhan
20 Şub 20184 dakikada okunur


Kars Nedir ki!
Cicerone yine bir süredir Kars'ta; her kış olduğu gibi. Son zamanlarda pek "moda" bu Kars. Halbuki Kars doksan küsur senedir bu ülkenin toprağı. Yine de yirmili yaşlardaki gençlerin ülkelerinin fakir ama kültür dolu bir yöresini keşfetmiş olması sevindirici. Bu ziyaretçi kitlesinin Kars'ın tarih ve kültüründen ne kadar haberdar olduğu, ya da bölgeyi ne kadar şuurlu gezdikleri ayrı bir tartışma konusu. Genel izlenim, genç gezginlerin Doğu Ekspresi treniyle "macera" tadında bir

Halûk Uluhan
4 Şub 20182 dakikada okunur


Sudaki Istavroz
Epifani - 6 Ocak Yortusu... Ortodoks inancına sahip vatandaşlarımız, ki bunlar genellikle „Rum“ dediğimiz komşularımızdır; her yıl 6 Ocak günü büyük bir bayram kutlarlar. İstanbul’un Fener semtindeki Ekümenik Patrikhane dolup taşar. Ta Yunanistan’dan insanlar gelir bu özel âyini ve ardından o özel temâşâyı yaşamaya. "Ortodoks Noeli"dir bu. Peki neden diğer Hristiyanlar gibi 24/25 Aralık’ta değil de 6 Ocak’ta kutlarlar? Hatta bazıları da 7 Ocak’ta? Her yıl 6 Ocak günü Pa

Halûk Uluhan
30 Ara 20171 dakikada okunur
bottom of page